Osmanlı Mushaf Geleneği: Şeyh Hamdullah'tan Hasan Rızâ'ya
Osmanlı hat sanatında mushaf yazmak bir hattatın verebileceği en zorlu sınavdı. Bu geleneği belirleyen altı ismin kısa bir okuması.
Osmanlı hat sanatında mushaf yazmak, bir hattatın ustalığını ortaya koyduğu en zorlu iştir. Binlerce satırın aynı elden çıkmış gibi durması, sayfa düzeninin baştan sona bozulmaması ve harflerin ölçüsünü yıllar süren bir çalışma boyunca koruyabilmek gerekir. Aşağıda, bu geleneği belirleyen birkaç isme kısaca bakıyoruz.
Şeyh Hamdullah (1429–1520)
Amasya'da doğan Şeyh Hamdullah, şehzadeliği sırasında Sultan II. Bayezid'e hat meşk etti. Kendisinden önce ölçüsü Yâkut el-Musta'sımî tarafından belirlenmiş olan aklâm-ı sitteyi Osmanlı zevkine göre yeniden yorumladı; sülüs ve nesihe kazandırdığı ölçü, ondan sonraki dört yüzyıl boyunca ölçüt kabul edildi. Hattatlar arasında "kıble-i küttâb" diye anılması bundandır.
Ahmed Şemseddin Karahisârî (yaklaşık 1468–1566)
Karahisârî, Şeyh Hamdullah çizgisinin dışında kalıp Yâkut üslubunu kendi yorumuyla sürdüren, özellikle celî sülüste tartışmasız bir usta olarak anılır. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle yazdığı büyük boy mushaf-ı şerif, Osmanlı kitap sanatının en gösterişli örneklerindendir; hattat eseri tamamlayamadan vefat edince çalışma öğrencisi ve evlatlığı Hasan Çelebi tarafından bitirilmiştir. Eserin aslı Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde korunmaktadır.
Hâfız Osman (1642–1698)
Hâfız Osman, Şeyh Hamdullah üslubunu yeniden ele alıp sadeleştirdi. Yazdığı mushaflar ve hilyeler, kendisinden sonraki hattatlar için doğrudan meşk kaynağı oldu. Osmanlı nesihinin bugün akla gelen görüntüsü büyük ölçüde onun elinden çıkmıştır.
Şekerzâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1753)
Şekerzâde, Medine'de Ravza-i Nebevî'de bulunduğu yıllarda Şeyh Hamdullah'ın mushafını örnek alarak bir mushaf-ı şerif yazdı. Bu nüsha çok sonra, Osmanlı'da matbaada basılan ilk resmî mushaf için esas alınacak ve el yazması geleneğiyle matbu mushaf arasındaki köprüyü kuracaktır.
Kayışzâde Hâfız Osman Nûri (ö. 1894)
On dokuzuncu yüzyılın sonunda Kayışzâde Hâfız Osman Nûri Efendi'nin yazdığı mushaf, her sayfanın tam bir ayetle bitmesi esasına dayanan "ayet-ber-kenar" düzeniyle tanınır. Bu düzen, sonraki matbu mushafların neredeyse tamamında benimsenmiştir; bugün elimizdeki pek çok Kur'ân-ı Kerîm'in sayfa yapısı bu tertibe dayanır.
Hasan Rızâ Efendi (1849–1920)
Sülüs, celî ve ta'lik hatlarıyla verdiği eserlerle tanınan Hasan Rızâ Efendi, nesihin son büyük ustalarındandır. Sultan V. Mehmed Reşad'ın tahta çıkışından sonra türbesinde tilavet edilmek üzere yazdırdığı büyük boy mushaf-ı şerif, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde korunmaktadır.
Bu eserleri bugün görmek
Sayılan mushafların çoğu, koruma koşulları gereği kütüphane ve müze depolarında bulunuyor; hepsini bir arada görmek mümkün değil. Tıpkıbasımların işlevi tam olarak burada başlıyor: eserin ölçüsünü, cildini, sayfa düzenini ve tezhibini aslına sadık biçimde aktararak bu yazmaları çalışma masasına taşıyorlar.